

Çocukluk Çağında Anemi (Kansızlık)
Hazırlayan:
Dr. Mualla Çetin
H.Ü.T.F. Çocuk
Sağlığı ve Hastalıkları ABD Hematoloji Ünitesi
Kansızlık hastada hemoglobin değerinin
yaşa ve cinse göre olması gereken değerden düşük olması demektir. Tüm dünyada
ve ülkemizde kansızlık nedenleri arasında en sık demir eksikliği anemisi
görülmektedir.
1-
DEMİR EKSİKLİĞİNE BAĞLI ANEMİ
Demir eksikliği anemisi en fazla süt
çocukluğu döneminde, 2. Ve 3. Sıklıkta ise okul çağı ve ergenlik öncesi
çağda rastlanmaktadır. Çocuklarda demir eksikliğine yol açan nedenler besinlerle
yetersiz demir alımı, hızlı büyüme nedeni ile demir ihtiyacının artması
ve kan kaybıdır.
Besinlerle
Yetersiz Demir Alınımı
Çocukların anne sütü yerine demir
desteği olmayan mamalarla beslenmesi (pirinç unu ile mama) ve inek sütüne
1 yaşından önce başlanması ve çocuğun günde yarım litreden daha fazla süt
içmesi demir eksikliği anemisi gelişmesinde en önemli nedenlerdir. Anne
sütü ve inek sütünde demir miktarının az olmasına rağmen anne sütündeki
demir inek sütündeki demire göre daha iyi emilmektedir. Erken doğan ve
doğum ağırlığı düşük olan bebeklere 2. Aydan itibaren, zamanında doğan
bebeklere ise 4. Aydan itibaren demir eksikliği anemisinden korumak için
düşük miktarlarda (1-2 mg/kg) demir ilacı başlanması önerilmektedir. Demir
eksikliği anemisinin önlenmesi için anne sütünün en az 6 ay süre ile verilmesi,
1 yaşına kadar demirden zengin mamalar ve ek gıdalar ile beslenme önerilir.
Daha büyük çocuklarda özellikle hazır
gıdalarla beslenme alışkanlığı, rejim yapmak amacı ile eksik gıda alımı,
çocuğun vejeteryan olması, ya da sosyo-ekonomik durum bozukluğu nedeni
ile hayvansal gıdaların alınamaması demir eksikliği anemisine yol açacaktır.
Ülkemizde özellikle kırsal bölgelerimizde
bile beslenme alışkanlıklarının değiştiği, evlerde tarhana çorbası, bulgur
pilavının yerini her 3 öğünde patates kızartmasının aldığı dikkatimizi
çekmektedir. Patatesde demir miktarı çok yetersizdir. Bu da demir eksikliği
anemisinin ülkemizde son yıllarda daha da artmasına neden olmaktadır.
Artmış demir
ihtiyacı
Özellikle düşük doğum ağırlığı olan
bebeklerde, zamanından erken doğan bebeklerde, adölesan devresinde ve gebelik
ve emzirme dönemlerinde olmaktadır. Gebelikte hafif demir eksikliği olması
anne karnındaki bebeği etkilememekte, ancak orta veya ağır demir eksikliği
olan annelerin bebeklerinde demir eksikliği anemisi gelişebilmektedir.
Kan Kaybı
Erişkin hastalarda kan kaybına çocukluk
yaş grubuna göre daha fazla rastlanmaktadır. Özellikle mide ülseri veya
barsak kanserleri nedeni ile barsaklardan kanamalar olmaktadır. Bu duruma
çocuklarda nadir olarak rastlanmaktadır.
Çocuklarda inek sütü verilmesi veya
inek sütü ile yapılan mamalar nedeni ile sıklıkla demir eksikliği gelişmektedir.
İnek sütünde demir içeriği az olmasının yanında barsaklardan kanamaya da
yol açması demir eksikliğine neden olmaktadır. İlk 1 yıl içinde çocuklara
inek sütü verilmemesi önerilmektedir. Özellikle çocuk günde yarım litreden
fazla süt içiyorsa ve fazla miktarda süt içtiği için normal gıdaları almıyorsa
o çocukta demir eksikliği anemisi görülmektedir.
Ayrıca uzun süreli aspirin ve diğer
romatizma ilaçlarının kullanımı da barsaklardan kan kaybına neden olabilmektedir.
Çocuklarda doğuştan olan mide barsak anomalileri de kan kaybına neden olmaktadır.
Barsak kurtlarından kıl kurdu ve solucanlar
demir eksikliğine yol açmazlar, ancak kancalı kurtlar barsaklardan kanamaya
neden olarak demir eksikliğine neden olmaktadır.
Doğuştan kanamaya eğilimi olan hastalarda
(hemofili hastalığı gibi), sık sık kanamalar nedeni ile demir eksikliği
görülmektedir. Kızlarda adet kanamalarının uzun sürmesi ve çok miktarda
olması demir eksikliği anemisi gelişmesine yol açar.
Demir Eksikliğine
Bağlı Kansızlıkta Görülen Belirtiler
Kansızlık hafif derecede ise çocukta
hiçbir belirti olmayabilir, ancak yapılan laboratuvar incelemeleri sonucunda
teşhis edilebilir. Eğer kansızlığı fazla ise renginde solukluk, çarpıntı,
baş ağrısı, huzursuzluk, halsizlik, çabuk yorulma ve iştahsızlık gibi belirtiler
görülebilir.
Toprak yeme, buz, kağıt gibi normalde
yenmemesi gereken şeylerin yenilmesi demir eksikliği anemisinde sıklıkla
görülmektedir ve PİKA olarak adlandırılmaktadır. Uzun süreli demir eksikliklerinde
tırnakların kaşığa benzer şekilde içe çökmesi, ağız köşelerinde çatlamalar,
dilin üzerinin düzleşmesi, ağrılı olması ve yutkunma zorluğu daha çok erişkin
hastalarda dikkati çekmektedir. Demir eksikliği olan çocuklarda oturma,
emekleme ve yürüme gibi motor gelişmede gecikme, davranış bozuklukları,
öğrenmede güçlük ve bağışıklık sisteminde azalma sonucunda enfeksiyonlara
yatkınlık gözlenmektedir. Yine özellikle süt çocukluğu döneminde demir
eksikliği varsa ağlarken katılma nöbetleri görülebilir. Eğer kansızlık
aile tarafından farkedilmeden uzun süre bu şekilde devam ederse kalp yetmezliği
gelişebilir. Çocuk bu durumda zor nefes alma, ileri derecede halsizlik
gibi belirtilerle doktora gelebilir.
Demir Eksikliğine
Bağlık Kansızlığa Tanı Koyma ve Karıştığı Hastalıklar
Demir eksikliği teşhisi doktor tarafından
hastanın hikayesi, muayenesi ve belirli laboratuvar testlerinin yapılması
sonucunda konulur.
Demir eksikliği en sık akdeniz anemisi
taşıycılığı ile karışabilir. Akdeniz anemisi hastalığı ise hem anneden
hem babadan bozuk genin geçmesi sonucu iki tane bozuk gen taşıyan çocuklarda
oluşan bir hastalıktır, 3-4 haftada bir devamlı kan verilmesi ile tedavi
edilmektedir. Eğer çocuk anneden veya babadan bir tane bozuk gen almışsa
o zaman Akdeniz anemisi taşıyıcılığı söz konusudur. Taşıyıcılar hiçbir
belirti göstermezler, ancak yapılan kan incelemeleri sonucunda hemoglobin
düzeyinin olması gerekenden 1-2 gram altında olması ve diğer bazı testlere
bakılması ile tanı konulur. Eğer bu tanı gözden kaçacak olursa, çocuk veya
erişkine yanlışlıkla demir eksikliği tanısı konulup devamlı demir ilacı
kullanması önerilecektir. Gereğinden fazla kullanılan demirin yan etkileri
olacaktır.
Bunun dışında uzun süreli enfeksiyonlar
ve hastalıkların seyir sırasında görülen anemiler (böbrek hastalıkları,
romatizmal hastalıklar, inflamatuvar barsak hastalıkları, kanser gibi)
demir eksikliği anemisi ile karışmaktadır.
Tedavi
Demir eksikliği anemisinin tedavisinde
ağız yolu ile verilen demir ilacı kullanılmaktadır. Bebeklerde damla veya
şurubu, daha büyük çocuklarda tablet veya drajeleri kullanılır. İlacın
aç karnına ve öğünler arasında alınması önerilir. Birlikte C vitamini içeren
limonata veya portakal suyu ile birlikte verilmesi verilen demirin barsaklardan
emilimini artıracaktır. Süt ile birlikte verildiği durumlarda ise demir
emilimi azalır. Bir yaşından küçük bebeklerde günde 1 kez kahvaltıdan 30
dakika önce verilmesi ile yan etkiler çok azaltılabilir. Daha büyüklerde
2-3 dozda verilmesi önerilmektedir. Genellikle rahatlıkla tolere edilebilir.
Bazı vakalarda yan etkiler görülebilir.
Demir ilacının alımından yaklaşık
1 saat sonra bulantı kusma, mide ağrısı, karın ağrısı olabilir. Bu durum
ilacın yemekten hemen sonra alınması ile geçer veya azalır. Eğer semptomlar
devam ederse doz miktarı azaltılır veya tablet, draje veya sıvı formüllerden
bir diğerine geçilir. Bazı hastalarda ishal veya kabızlık yapmaktadır.
Demir ilacı alındığı sürece özellikle
damla veya şurup kullanıldığında dişler geçici olarak siyaha boyanabilir.
İlacı verirken dilin arkasına doğru verilmesi dişlerin boyanmasını azaltacaktır.
Yine ilacın alındığı dönemde çocukların kakasının koyu renk çıkacağı bilinmelidir.
Eğer hastada doz azaltıldığı halde
kusmaları veya karın ağrıları oluyorsa, hastanın altta yatan bir barsak
hastalığı varsa, verilen ilaç emilemiyorsa, hastanın kronik olan kanaması
ağızdan verilen demir ilacıyla karşılanamıyorsa o zaman demir ilacının
enjeksiyon şekli kalçadan yapılabilir. Bu mutlaka doktor tarafından önerilmelidir.
Kalçadan yapılan demir ilacına karşı ani allerjik reaksiyonlar gelişebilir,
iğnenin yapıldığı yerde ağrı, renk değişikliği olabilir. İlacın kalçada
derin bir şekilde ve özel bir teknikle (Z palsit) yapılması önerilir. Ayrıca
son yıllarda damardan kullanılan demir preparatları da seçilen vakalarda
kullanılmaktadır.
Hastanın hemoglobin seviyesi yaşına
göre normal düzeye gelince demir ilacı depolarının dolması amacı ile yaklaşık
4-8 hafta daha yarı dozda devam edilir. Eğer çocuğun beslenmesi düzeltilir,
demirden zengin gıdalarla beslenmesi sağlanırsa demir eksikliğinin tekrar
etmesi önlenecektir.
Çocuklarda demir eksikliği anemisi
dışında daha nadir olmak üzere folik asit eksikliği ve vitamin B12 eksikliğine
bağlı anemiler de gelişebilmektedir.
2-
VİTAMİN B12 EKSİKLİĞİNE BAĞLI ANEMİ
Vitamin B12 en fazla hayvansal gıdalarda
bulunur ve başlıca vitamin B12 eksikliği nedenleri alımındaki eksiklik,
emiliminde bozukluk ve doğuştan metabolik hastalıklardır. Yetersiz vitamin
B12 alımı en sık vejeteryanlarda görülmektedir. Vejeteryan olmayanlarda
da yanlış beslenme veya sosyo-ekonomik nedenlerle eksik beslenme sonucunda
da bu eksiklik ortaya çıkmaktadır. Çeşitli nedenlerle annesinde vitamin
B12 eksikliği gelişen bebeklerde anne sütünde bu vitaminin eksikliği olacaktır.
Bu annelerin bebekleri ek gıdalar almıyor ve sadece anne sütü alıyorlarsa
vitamin B12 eksikliğine bağlı kansızlık yanında çeşitli nörolojik bozukluklar
da geliştirmektedir. Başını ilk zamanlar tutmaya başlayan çocuk sonraları
tutamaz veya otururken oturamaz hale gelir. El ve kollarında titremeler
de gelişebilir. Erken tanı konulup tedavi edilmesi ile tamamen normale
dönerler.
Ergenlik döneminde de rejim nedeni
ile sıkı diyet uygulandığında bu vitaminin eksikliği görülebilir. Bu vitamin
eksikliği çocuğun dengesinde bozukluk, el ve ayaklarda uyuşma, yürümede
ve elleri kullanmada zorluk, karıncalaşma ve hafızasında bozukluklara neden
olabilir.
Belirtiler
Hastalar solukluk, halsizlik, sinirlilik,
kuru ve ağrılı bir dil, yürümede bozukluk ve ishal ile doktora başvurmaktadır.
Tedavi
Tedavide vitamin B12 enjeksiyon veya
ağız yolu ile verilir.
3-FOLİK
ASİT EKSİKLİĞİNE BAĞLI ANEMİ
Folik asit yiyeceklerde yaygın olarak
bulunmasına rağmen pişirme işlemi sırasında çabucak parçalanmaktadır. Yüksek
oranda folik asit içeren yiyecekler karaciğer, böbrek, portakal suyu ve
ıspanaktır. Ayrıca keçi sütündeki folik asit miktarı çok düşüktür. Yine
vitamin B12 eksikliğinde olduğu gibi yetersiz alınır veya emilimi bozuk
ya da ihtiyaç artmışsa folik asit eksikliğine bağlı anemi ortaya çıkabilmektedir.
4-AKDENİZ
ANEMİSİ (TALASSEMİ)
Talasemi Major (Akdeniz Anemisi
Hastalığı) erken çocukluk
çağında başlar ve çok ciddi bir kalıtsal kan hastalığıdır. Talasemi majorlü
çocuklarda gelişen kansızlık sonucu sık sık kan verilmesine ihtiyaç gösterirler.
Talasemi Taşıyıcılığı (Akdeniz
Anemisi Taşıyıcılığı) olan
kişide hemoglobini olması gerekenden 1-2 gram düşük olsada genellikle sağlıklıdır.
Türkiye de her 100 kişiden 2 kişi Akdeniz anemisi taşıyıcısıdır. Bu oran
Antalya, Muğla, Konya, İskenderun gibi illerimizde %8-10 lara kadar çıkmaktadır.
Talasemi taşıyıcısı olan kişiler bazen demir eksikliğine bağlı anemisi
olduğu zannedilerek gereksiz yere demir ilacı kullanırlar. Kan testleri
ile kişinin taşıyıcı olup olmadığı kolayca anlaşılmaktadır. Eğer anne veya
babadan biri taşıyıcı olursa çocuklardan hiçbiri Akdeniz anemisi hastalığı
olmayacaktır. Ancak her çocuk da talasemi taşıyıcılığı olma olasılığı %50
dir. Eğer talasemi taşıyıcısı olan 2 kişi evlenecek olursa her çocukta
Akdeniz anemisi hastalığı ortaya çıkma olasılığı %25 dir.
Talasemi majörlü çocuklar (Akdeniz
anemisi hastalığı olan) doğumda normaldir, ancak 3 ile 18 ay arasında (genellikle
5-6 ay) kansızlıkları başlamaktadır. Gittikçe renkleri solar, rahat uyumazlar,
yemek yemek istemezler ve kusarlar, gelişimleri bozulur. Karaciğerde ve
dalakta büyüme nedeni ile karın şişliği ile doktora gelirler. Başlıca tedavi
hastaya 2-4 hafta aralıklarda düzenli kan vermektir. Bir yandan vücutta
yıkılan kan hücreleri bir yandan dışarıdan sık kan vermektir. Bir yandan
vücutta yıkılan kan hücreleri bir yandan dışarıdan sık kan vermekle vücutta
demir birikimi olacak ve başta kalp ve karaciğer olmak üzere bir çok organa
zarar verecektir. Günümüzde bu fazla demiri ortadan kaldırmak için küçük
pompalarla desferal isimli ilaç deri altına gidecek şekilde iğnelerle takılır.
8-10 saat sürede ilacın gitmesi sağlanır ve haftanın en az 5 günü üst üste
uygulanır. Kullanım zorluğu nedeni ile uyum zorluğu olmakta ve hastalar
düzenli kullanmamaktadır. Ayrıca ömür boyu kan transfüzyonları ve demir
bağlayıcı ajanların kullanılmasının maliyeti çok yüksektir.
Talasemi
Major Hastalığı Nasıl Önlenmektedir?
Hastalığın eradikasyonu için hastalığın
insidansınnı yüksek olduğu bölgelerde, evlenecek olan çiftlerin talasemi
taşıyıcılığı açısından taranmaları ve taşıyıcı saptananların eğitimi, genetik
danışma ve prenatal tanı (doğum öncesi tanı) hakkında bilgi verilmesi önemlidir.
Konferanslar seminer ve kongreler ile insidansın yoğun olduğu bölgelerdeki
halk ve tıp mensupları bilgilendirilmelidir. Akdeniz anemisi hastalıklı
çocuk doğumları, taşıyıcıların bulunması ve taşıyıcı olduğu bilinen gebeliklerde
hamileliğin ilk döneminde doğum öncesi tanı bölümlerine başvurması sağlanmakla
önlenebilir.
Son yıllarda anneden alınan koryonik
villus örnekleri DNA analiz yöntemleri ile akdeniz hastalığı açısından
incelenir. Bu yöntem gebeliğin 9. ve 10. Haftalarında yapılmaktadır.
|