

Çocuğun Psikososyal Gelişiminde Büyükanne ve Büyükbabanın Yeri ve Önemi
Hazırlayan:
Doç. Dr. Selahattin Şenol
Gazi Üniversitesi
Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü
Bebek ya da çocukların psikososyal
gelişiminde büyükanne/babaların rolleri ile ilgili araştırma sonuçları
çelişkilidir. Onların işe karışmaları ile gelişim üzerine olumlu etki olduğunu
bildiren sonuçlar yanında hiçbir etkinin olmadığı, hatta olumsuz etkilerin
olabileceğini bildiren araştırma sonuçları da vardır.
Bu konudaki çalışmalarda farklı
sonuçlar elde edilmiştir. Acil servis, poliklinik ve sağlık merkezine başvurularda
getiren kişi, birlikte gelen kişi ya da sağlık kurumuna başvuruyu öneren
kişiler sorulduğunda sıklıkla büyükanne/babaların etkili olduğu belirlenmiştir.
Büyükanne/babaların çocuğun
gelişimi üzerindeki rolü ya da etkilerini gözden geçirirken belirli başlıklar
altında ele almak uygun olacaktır.
Normal sağlıklı çocuğun gelişiminde
rolleri:
Çocuk psikiyatrisinde bebeğin
psikososyal ya da psikoseksüel gelişimi göz önünde bulundurulduğunda; ilk
9 ay (ortalama ilk yıl) içinde bebeğin "Temel bakımı veren bir kişi" ile
sürekli, tutarlı ve karşılıklı güvene dayalı doyurucu ilişkisinin önemi
konusunda fikir birliği vardır. Burada özel bir kişi verilmemektedir. Genellikle
annenin fiziksel ve ruhsal sağlığı ile ilgili önemli bir sorun yoksa temel
bakımı veren kişi annedir ve bebek için yaşamın ilk yılında anne ile olan
ilişki önemlidir.
Gebelik, doğum ve doğum sonrası
anne sağlığı ile ilgili olası sorunlar yanında bu döneme özgü ruhsal bozukluklar
göz önüne alındığında temel bakım veren kişinin her zaman anne olamadığını
biliyoruz. Bu dönemdeki ruhsal sorunlardan; annenin gebelik öncesi ruhsal
sorunlarının alevlenmesi, annelik hüznü, postpartum depresyon ya da psikoz
gibi bozuklukları bebeğe bakım vermesini kısa ya da uzun süreli engellemektedir.
Bu durumlarda Temel bakım veren kişinin çocuğu gerçekten seven ve ona bağlanacak
bir kişi olması gerekmektedir. Bu da kan bağı olan bir yakın olmalıdır.
Annenin çalışması, diğer fiziksel
yakınmaları, çocuktan kısa süreli ayrılmaları. İlk yıl içinde temel bakım
veren kişiden uzun süreli ayrılmaları önermiyoruz. Bebekte nesne sürekliliği
oluşmadığından, annenin ayrılması ve yeniden döneceğine ilişkin zihinsel-psikososyal
gelişim yoktur. Bu dönemde annneden ayrılan süreye göre çocukta çeşitli
belirtiler görülmektedir. Özellikle hastaneye yatışlarda bilindiği gibi
yuva hastalığı ya da anaklitik depresyon adını verdiğimiz ağır depresyon
tablosu oluşabilmektedir. Bu dönemlerde de çocuğun kısa süreli bakımında
büyük anne babalar devreye g,rebileceklerdir.
Çocuk 9 aydan sonra anne babadan
kısa süreli ayrılabilmekte ancak kreş gibi okul öncesi kurumlara uyum sağlayabilmek
için gerekli sosyalleşmeyi yaklaşık 2.5-3 yaşında kazanmaktadır. Çalışan
anne babaların giderek arttığı çevremizde kreşe kadar olan dönemde çocuğun
bakımı ile ilgili sorun ortaya çıkmaktadır. Şimdiye kadar olan deneyimlerimizden;
bu dönemde sıklıkla bakıcı anne ya da ablaların devreye girdiğini biliyoruz.
Sizlerin sıklıkla tanık olduğunuz kaza ve yaralanmalar bu dönemde olmakta,
çocuğun dil ve motor gelişim gibi birçok alandaki gelişimi bu bakıcılar
tarafından karşılanamamakta, hatta çocuklar kontrol edemediğimiz bu ilişki
sırasında çeşitli ihmal ve istismarlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.
Kendini koruma ve ifade etmeden yoksun olan bu yaş grubunda da bu ara bakımın
çocuğu sevebilecek kan bağı olan kişilerce verilmesini öneriyoruz. Sosyalleşmeye
geçmede büyükanne/babalar bu dönemde önemlidir. Anne babadan çok yabancı
olmayan, tanık yüzlere geçme çocuğun uyumunu artıracaktır.
Bunun dışında ilk çocuklarına
kavuşan deneyimsiz anne baba için bu dönemi yaşamış kişilerin deneyimleri
de yararlı olabilir.
Bunun dışında çocuğun anne
ya da baba kaybı ya da uzun süreli ayrılığı yaşadığı durumlarda da büyükanne/babaların
rolü önemlidir.
Ancak bu sayılan olumlu katkılar
yanında geçmişle ilgili aktarılan ve bilimsel olmayan büyükanne/baba deneyimlerinin
çocuğun fiziksel sağlığı ile ilgili olumsuzlukları tartışılabilir. Bu çocuk
yetiştirme ve psikosoyal gelişiminde de karıştırıcı olabilmektedir. Özellikle
aile terapistlerinin üzerinde durduğu; anne baba için bağımsızlığını kazanmış
ve yeni bir ev kuracak olgunluğa gelmiş bireyler değillerse, büyükanne/baba
için de yetiştirilen neslin evden ayrılmalarını kabullenecek olgunlukta
değillerse iki ayrı ev hiçbir zaman oluşamıyor ve bireysel ya da eskilerden
gelen özellikler farkında olmadan bebek anne-baba ilişkisine aktarılabiliyor.
Bunun sonucunda çocuğa farklı
tutum ve mesajlar aktarılmaya başlıyor. Disiplin sorunları (bir yanda disiplin
verilmeye çalışılırken diğer yanda hoşgörü, tolerans), çocuk üzerinden
aktarılan olumsuz duygu ve düşünceler (annen beceriksizin teki, baban kızıma
uygun biri değil) buna örnek verilebilir. Disiplin dışında çocuğun özdeşimi,
olumlu annebaba çocuk ilişkisinin bozulması gibi
Büyüklerin çocuğun gelişimi
üzerine etkisinde şu özelliklerin de etkisi olduğunu düşünüyoruz: Birlikte
ya da ayrı yaşama (çekirdek-geniş aile), Büyüklerin fiziksel sağlığı (hastalıkları,
kayıpları ve çocuğa gelişim dönemine göre etkisi), Anne babanın ekonomik
bağımsızlığı ya da büyüklere bağımlılığı.
Boşanma sonucu dağılan ailelerde
anne babadan biri çocukla yaşamakta ve diğer ebeveyn aralıklı çocuğu görmektedir.
Böylesi ayrılıklar sıklıkla ayrılan eşler için travmatik olmakta ve eşler
anne ya da babaları ile birlikte yaşamaya başlamaktadırlar. Bu ailelerde
diğer ebeveynin yerine sıklıkla büyük anne ya da büyükbaba girerek anne
ya da baba rolü üstlenmektedirler. Çocuğun gelişim dönemine göre birçok
olumsuzluk başlamaktadır.
Günümüz toplumunda giderek
çekirdek aile (anne, baba ve çocuklar) yaşantısına geçiş olduğu için büyükanne/
babaların bu karıştırıcı etkileri giderek azalmaktadır. Bakıcılar, öğretmenler
ve komşular gibi çocuğun yaşantısında kısa süreli etkileri olabilecek diğer
karıştırıcılardır. Anne baba ve çocuktan oluşan aile içinde çocuğun gelişimi
destekleniyor ve bu karıştırıcılar kısa süreli ya da kontrol edilebilir
düzeyde kalıyorsa çocuğun ruhsal gelişimi açısından olumsuz ve kalıcı etkilerini
görmüyoruz.
|