

Okul Korkusu
Hazırlayan:Prof. Dr. Bahar Gökler
Hacettepe Üniv. Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları A.D
Okula başlama, tüm başlangıçlarda
olduğu gibi, hem coşku, hem de biraz kaygı verici bir olaydır. Okul dönemi,
çocuk ve ailesi için yepyeni ve önemli bir evredir. Okula başlama; belirli
bir olgunluğa ulaşma, sorumluluk alma, bunların getirdiği sevinç yanında,
ana babadan ayrı, kendi başına yeni ve bilinmez bir serüvene başlamanın
korkularını birlikte içerir. Oyun ve arkadaş deneyimi olmayan, sorumluluklarını
bilmesine ve üstlenmesine fırsat tanınmamış olan çocuklarda, evden kopup
okula başlama sorun oluşturabilir. Zekası yeterli olsa bile, çocuk ruhsal
yönden okula hazır değildir; evin koruyucu sığınağından çıkmak Okul çağına
gelmiş olmasına karşın, öğrenme ve kavraması yeterli düzeye ulaşmamış
olabilir.
Buna benzer zorluklar yaşayan çocuklarda,
okula gitmek istememe, arkadaşlarına yanaşamama, içe kapanık ya da tepkisellik
gibi uyum sorunları görülür.
Okul korkusu, okul çağındaki çocuklarda
birdenbire okula karşı beliren yoğun direnç durumudur. Bu çeşit bir korku
geliştiren çocuklar genellikle annelerine çok bağımlı çocuklardır. Hastalığı
başlatan olay okulla değil, anneyle ilgilidir. Evdeki çatışmalı ortam ya
da küçük kardeşin anne ile daha fazla yakınlaşabileceği düşüncesi, çocuğun
aklının evde kalmasına ve okulda durmakta zorlanmasına neden olabilir.
Çocuk için anneden ayrılma sayılabilecek her türlü olay, annenin hastalanması
ve hastaneye yat- ması, annenin ya da çocuğun bağımlı olduğu kişinin bir
süre için evden uzak kalması, kardeş doğumu nedeniyle annenin ilgisinin
bölünmesi ya da boşanma sözü geçen bir ana baba kavgası ortaya çıkartıcı
etkenler olarak sayılabilir.
Genellikle çalışkan, derslerine düşkün
olarak bilinen çocuk, karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı gibi yakınmalarla
evde kalmak ister; okula gitmesi için zorlandığında paniğe girer, ağlayarak,
tepinerek tepki gösterir. Evde kal- masına izin verildiğinde tüm yakınmaları
kısa sürede ortadan kalkar. Ancak aynı tür tepkiler, okula gitmesi istendiğinde
yineler.
Okul korkusunun, erkek ve kız çocuklarda
görülme sıklığı eşittir. çocuğun okula başlama yaşı olan 5-7 yaşlar ve
yine ilköğrenimin bittiği, daha büyük sınıflara başlama dönemi olan 12-14
yaşlar arasında en yüksek oranda ortaya çıktığı saptanmıştır.
Okul korkusu olan .çocukların ana-babaları,
diğer psikiyatrik bozukluklar gösteren çocukların ana-babaları ile karşılaştırıldığında
rol davranışı, iletişim duygu aktarımı ve kontrol kurma gibi alanlarda
daha aza işlevsel bulunmuşlardır.
Okul korkusu gösteren çocuklarda,
aile farkında olmaksızın bu bağımlı ve olgunlaşmamış davranış örüntülerini
desteklemektedir. Dolayısıyla da çocuğun evde kalış süresi uzadıkça okula
dönmesi güçleşeceğinden, tepkisine karşın çocuk okula götürülmelidir.
Bu sorunun çözüme kavuşturulmasında
aile, hekim, öğretmen işbirliği çok önemlidir. Eğitim, aile ve öğretmenin
birlikte yürüteceği zorlu bir iştir. çocuğun okula başlaması ile birlikte,
öğretmen onun dünyasında en etkin, en vazgeçilmez kişi olur. ilkokul çağındaki
çocukların eğitiminde en temel öğe, öğretmen ile çocuklar arasındaki ilişkidir.
çoğu zaman bu ilişki, çocuğun okula ve arkadaşlarına karşı gösterdiği tepkiyi,
başarısını ve gelişimini etkiler.
Öğretmen tepkileri ve davranışları
tutarlı bir kişi olmalıdır. Çocukların başarısızlıklarını, sorunlu oldukları
noktaları vurgulamak yerine, nedenler üzerinde durarak, araştırarak incelemeli,
onları anlamaya çalışmalıdır.
Öğretmen ile öğrenci arasındaki olumsuz
ilişki, çocuğu okul konusunda güvensiz kılar.
Okul korkusunda öğretmen, çocuğun
kaygısının kaynağının okulla bağlantılı olmadığını anlamalı ve bu kaygının
doğru ele alınması konusunda aile ve hekimle işbirliği yapabilmeli, tutumlarını
çocuğun gereksinimleri doğrultusunda esnetebilmelidir. Çocuğu, okulda kalmasını
kolaylaştırabilecek, kaygısını azaltacak etkinliklere yönlendirmelidir.
Bazı durumlarda çocuk, annesi yanında
olmaksızın sınıfa girmeyebilir. Sınıfa girmese de çocuk okula götürülmeli
ve bu dönemde çocuğa karşı daha kararlı davranabilenBir aile bireyi, çocuğu
okula götürme sorumluluğunu üstlenmelidir.
Çocuğun okula yeniden alıştırılması
davranışçı tedavi teknikleri doğrultusunda, aşamalı duyarsızlaştırma, koşullandırma
yöntemleri ile sağlanır. Bu arada çocuğun okula gitmesi desteklenirken,
bir yandan da aile içi ilişki ve iletişimlerdeki bozuk yanlar ve bu korkuya
yol açan nedenler, çocuk ve aile ile birlikte ele alınarak çözümlenmeye
çalışılır.
Uzunlamasına yapılan çalışmalar, okul
korkusu olgularının çoğunun okula döndüğünü göstermektedir. Prognozu ya
da klinik gidişi olumlu yönde belirleyen etmenler arasında zeka, tedavinin
14 yaşından önce başlatılmış olması ve yatarak tedavi gören hastalarda
, taburcu olurken belirtilerin ortadan kalkması sayılabilir.
|