

Pasif İçicilik ve Çocuk Sağlığı
Hazırlayan:
Dr. Vildan Mevsim
Halk Sağlığı Uzmanı - Bornova Sağlık Grup Başkanlığı
Sigara içen kişi yalnızca kendine zarar
vermekle kalmaz, içtiği sigaranın dumanından etrafındaki kişiler de zarar
görür. Pasif içicilik, kendi istemleri dışında, kişilerin kapalı alanlarda
içilen sigara dumanlarını solumalarıyla ortaya çıkan durumdur.
Sigara dumanı toksik ve kanserojeniktir.
insan yaşamının önemli bölümü (0;080) kapalı yerlerde geçmektedir. Kapalı
ortamların da en önemli kirleticisi sigara dumanıdır. Sigara dumanı ile
kirlenen kapalı ortamları normal havalandırma ya da bina içi hava filtrasyonları
ile temizlemek olası değildir. Bu ortamların havalarının temizlenebilmeleri
için, normal filtrasyonların ventilasyonunu 200 kat daha arttırmak gereklidir.
Pasif içicilikle ilgili yapılan birçok çalışmada sigara içilen ortamlarda
bulunan kişilerin sigara içmeseler bile, sigara içen kişiler kadar etkilendikleri
ortaya konmuştur. Kişilerin sigara ile en sık karşılaştıkları kapalı ortamlar
ev ve işyerleridir. Kişilerin sigaradan etkilenmeleri; ev ortamlarında,
ev içinde içilen sigara miktarı ile, iş yaşamında ise dumanı ortamda yaşamak
zorunda kaldıkları süre ile bağlantılıdır.
Çocuk daha doğmadan önce anne karnında
iken sigarayla tanışmaktadır. Çalışmalarda sigaranın anne karnında solunum
sisteminin yapısal oluşumunu ve işlevlerini kötü yönde etkilediği gösterilmiştir.
Bu etkiler özellikle kız bebeklerde daha fazladır. Bunun nedeni olarak
da sigara içen annelerde kan kortizol ve dihidroepiandrosteron düzeylerinin
yükseldiği, bunun da bebeklerin akciğerlerinin maskulizasyonla karşılaşmalarına
neden olduğu, buna bağlı olarak da daha dar hava yollarının oluştuğu gösterilmiştir.
Anatomik yapı bozukluğunun yanında işlevsel olarak da bozukluklar saptanmıştır.
Anne karnında sigara ile karşılaşan çocuklar bu nedenlerden dolayı doğduklarında
wheezing ve astım riski ile daha çok karşı karşıyadırlar. Bu çocuklarda
yaşamlarının ilk yıllarında, bronşiolit ve bronşit gibi hastalıklarla karşılaşmadan
bile, akciğer işlevlerinde azalmalar saptanmıştır.
Doğumdan sonra, öncelikle anne babanın
ve belki de evdeki diğer aile büyüklerinin içtikleri sigarının dumanı ile
karşılaşır. Büyüdükçe örnek aldığı erişkin davranışlarından edindiği sigara
içme alışkanlığı ile yaşamını sürdürür. Çalışmalar her dört çocuktan üçünün
evde sigara dumanı ile karşı karşıya kaldığını göstermiştir. Sürekli sigara
içilen ortamlarda bulunan çocuklar sigara içmeyi normal davranış olarak
gördüklerinden, çok erken yaşta sigaraya başlamaktadırlar. Bugün dünyada
sigaraya başlama yaşı 10-12'dir. Her gün yaklaşık 5.000 çocuk sigaraya
başlamaktadır.
Birçok çalışma pasif içiciliğin özellikle
ilk 2 yaşta akut solunum sistemi hastalığı (Iarenjit, trakeit, bronşit,
pnömoni) sıklığını arttığını göstermiştir.
Özellikle her iki ebeveynin sigara
içicisi olmasının bu riski iki kat arttırdığı saptanmıştır. Sigara maruziyeti
0-11 aylık bebekleri ciddi olarak, 1-4 yaş grubu çocukları ise daha az
etkilemektedir.
Pasif içiciliğe bağlı pnömoni ve bronşiolit
sonucu hastaneye yatma sıklığı da artmıştır. Ayrıca bu hastalıklardan hastaneye
yatırılarak tedavi olma gerekliliği 5 yaşa kadar yükselmiştir. İsrail'de
10.672 bebekte yapılan bir çalışmada sigara içmeyen annelerin bebeklerinde
oluşan 100 bronşit ve pnömoni olgusunun % 9.5'inin, sigara içen annelerin
bebeklerinin ise % 13.1 'inin hastaneye yatırılarak tedavi' edildiği saptanmıştır.
Annenin içtiği sigara sayısı arttıkça bebeklerin hastaneye başvuru ve yatış
sayıları da artmaktadır. Anneleri günde bir paketten fazla sigara içen
bebeklerde ise hastaneye yatma oranı % 31.7 olarak bulunmuştur. Bunun yanında
aileleri sigara içen çocuklarda günlük aktivitelerinin daha kısıtlandığı
ve hastalık nedeniyle daha çok yatak istirahatı yapmak zorunda kaldıkları
gösterilmiştir.
Ailesi sigara içen çocuklarda akciğer
işlevlerinde geri dönülmez yıkımlar olmaktadır. 7.834 çocuk üzerinde yapılan
bir çalışma; annenin artan sigara içiciliğinin çocukların zorlu vital kapasitelerini
(FEV1) düşürdüğünü ve süregiden maruziyetin akciğer gelişimini azalttığını
göstermiştir. Akciğer gelişiminin azalmasının ileri yaşamda bu kişilerin
obstrüktif akciğer hastalığına yakalanmaları için temel hazırlayıcı olduğu
belirtilmektedir. Bu çocukların ana babalarından örnek alarak ileri yaşamlarında
birer sigara içicisi olacakları da göz önünde bulundurulduğunda obstrüktif
akciğer hastalığı konusundaki risk daha da artmaktadır. Çocuklarda görülen
kronik wheezing, öksürük ve balgam gibi belirtiler ailenin sigara içmesi
durumunda, evde sigara içen kişi sayısına bağlı olarak % 30 ile % 80 artmaktadır.
Pasif içici olan çocuklarda özellikle
effüzyonlu orta kulak enfeksiyonlarında artış saptanmıştır. Deneysel çalışmalar,
duman maruziyetinin solunum sisteminde yer alan goblet hücrelerinde hiperplaziye
ve mukus sekresyon artışına neden olduğunu göstermektedir. Özellikle üst
solunum yolu enfeksiyonu geçirildiği dönemde sigara dumanının östaki borusunda
işlevsel obstrüksiyonun oluşmasını kolaylaştırması, çocuklarda effüzyonlu
otitis mediaya neden olmaktadır. Bazı hayvan deneylerinde kısa süreli sigara
dumanı maruziyeti sonucunda siliostasis ve mukosilier aktivitede azalma
olmuştur. Sigara dumanının silier işlevleri bozması ile orta kulak enfeksiyonlarının
oluştuğu savunulmaktadır.
Orta kulak enfeksiyonlarının oluşmasında
sigara dumanının etkisini açıklayan bir diğer mekanizma ise, viral enfeksiyonların
sigara dumanı ile birlikte solunum sisteminin fagositik anti bakteriyel
özelliğini yitirmesine neden olduğu biçimindedir.
Sık geçirilen effüzyonlu orta kulak
enfeksiyonlarının sağırlık gibi bir komplikasyonunun olması özellikle 0-4
yaş grubu çocukları sigara dumanından korumanın ne kadar önemli olduğunu
ortaya koyar. Orta kulak enfeksiyonları sık karşılaşılan bir hastalık olmasına
karşın sigara dumanına maruz kalmanın engellenmesiyle otit görülme sıklığının
azaltılabilir olması, önemli bir başarıdır.
Ailelerin sigara içme durumları ile
çocuklarda görülen kanserler arasında bağlantı olduğuna ilişkin kesin kanıtlar
olmamakla birlikte, bazı çalışmalar anne ve babanın sigara içmesinin özellikle
annenin gebelik döneminde sigara içmesinin çocukta beyin tümörleri ve rabdomyosarkom
görülme riskini arttırdığını, çocuklukta sigara dumanı maruzuyetinin lösemi
riskinin artmasına neden olduğunu göstermektedir.
Dünya Sağlık Örgütü sigara içen bir
kişinin kendi sağlığı için yapabileceği en önemli girişimin sigarayı bırakmak
olduğunu duyurmuştur. Sağlıklı kuşaklar yetiştirebilmek ve çocuklarımızı
koruyabilmek için sigarayı bırakma, ve sigara içen kişileri de bırakmaya
teşvik etmeliyiz.
|