

Çocuk ve Ergenlerde
Görülen Tikler
Hazırlayan:
Doç. Dr. Selahattin Şenol
Gazi Üniversitesi
Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü
Çocuğunda başlayan göz kırpma, burun
çekme, boğazını temizleme gibi garip hareket ve ses çıkarmalar anne babaların
kaygı duydukları durumlardan biridir. Yineleyici istem dışı, amaca yönelik
olmayan, ancak baskılanabilen hareketler olarak tanımlayabileceğimiz bu
durumları tik olarak adlandırıyoruz. Tikler sıklıkla çocuk ve ergenlerde
görülmekte ve bu dönemde başlamaktadır. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisine yapılan
başvuruların önemli bir bölümü bu yakınmalardan kaynaklanmaktadır.
Çoğu tikler, aralıkları kısa olan
devreler şeklindedir. Göz kırpma, burun kıvırma, dudak oynatma ya da kaşları
kaldırma gibi normal davranışın bazı bölümlerini taklit edebilirler. Tek
tek ya da bir orkestra örüntüsü içinde birlikte olabilirler. Yoğunluk ve
şiddetleri değişkendir. Bir çocukta birden fazla tik görülebilir. Bazen
biri biter biri başlayabilir. Çocuklar tiklerini geçici bir süre istemli
olarak engelleyebilirler. Bu yüzden başkalarının yanında görülmeyebilir.
Zaman zaman sıklık ve şiddetleri değişebilir. Uykuda kaybolurlar, stresle
artarlar. En fazla 6-7 yaş arasında görülürler . Çocuk ve gencin benlik
saygısında, aile yaşantısında, sosyalleşmesinde, okul ya da iş başarısında
güçlüklere neden olurlar.
Tikler birçok şekillerde ortaya çıkmaktadır.
Göz kırpma, baş sallama, omuz silkme, surat buruşturma ve öksürme gibi
basit ve ani davranışlardan yüz hareketleri, ayağını yere vurma, koklama,
kendine çeki düzen vermeye çalışır biçimde kol ve baş hareketleri gibi
daha karmaşık, amaçlıymış gibi görünen davranışlara dek değişkenlik gösterebilir.
Şiddetli durumlarda bu hareketler vurma kırma biçiminde kendini yaralayıcı
davranışlar şeklinde olabilir. Bazen de başka birinin davranışlarını aynı
şekilde taklit etme biçiminde ortaya çıkar. Bir de ses çıkarma şeklindeki
tikler vardır. Bunlar boğaz temizleme şeklinde ses çıkarmadan, konu dışı
belirli sözcükleri ya da deyişleri yineleme, sosyal yönden kabul edilebilir
olmayan açık saçık sözcükler kullanma ya da küfür etme ve kişinin kendi
söylediklerini yinelemesi ya da duyduğu son sesi, kelimeyi ya da cümleyi
yinelemesi şeklinde görülebilir.
On yaşından sonra çocuklar yaptıkları
bu davranışların öncesinde gelen dürtüleri fark etmeye başlarlar. Dürtüler
tiklerin çıktığı beden bölgesinde bir kaşıntı ya da gidişme hissi şeklinde
bir algı olarak fark edilebilir. Bunlar tiklerin istenmeyen böyle bir uyaranı
rahatlatmaya yönelik, istemli bir tepki olarak değerlendirilmelerine neden
olur. Aslında pek çok ergen ve erişkin tiklerini istemli yönleriyle, bazen
de hem istemli hem istemsiz yönleri ile tanımlamaktadırlar. Bu durumun
tersine çoğu küçük çocuk, tiklerinden habersiz olup bunları istemsiz davranış
ya da sesler olarak yaşamaktadır.
Tikler arada bir ortaya çıkan
geçici ya da kalıcı durumlardır. Geçici olarak niteleyebileceğimiz tikler
çeşitli beden bölgelerinde ortaya çıkan ve bir yıldan kısa bir sürede kaybolan
tiklerdir. Bu tik bozuklukları çocuklar arasında oldukça yaygındır. Sağlıklı
çocukların %12-14'ünde görülmektedir. Erkek çocuklarda kızlardan daha fazla
görülmektedir. Şehirlerde yaşayan çocuklarda daha sık görülmektedir. Bu
tikler 3-10 yaşları arasındadır. Eğer bir çocukta bu davranışlar bir yıldan
fazla sürerse buna uzun süren tik bozukluğu ismi verilmektedir.
Genellikle tiklerin beynin çalışması
ile ilgili bir düzensizlikten ya da tümüyle ruhsal bir sorundan kaynaklandığı
düşünülür. Ancak tiklerin ortaya çıkması için yetersiz biyolojik gelişme
ve olumsuz çevre etkenlerinin bir araya gelmesi gerektiği üzerinde durulmaktadır.
Tik belirtileri genellikle gerginlik veren bir olay sonrasında artar. Ailenin
ya da öğretmenlerin isteyerek yapıyor şeklinde çocuğu yanlış anlamaları
ya da belirtileri kısıtlamak için cezalandırma, utandırma gibi yollara
başvurmaları belirtilerin şiddetlenmesine ve çocuğun gerginliğinin artmasına
neden olmaktadır.
Görüldüğü gibi anne babayı ve çocuğu
kaygılandıran bu ses ve hareketler kişinin elinde olmadan ortaya çıkmakta
ve sürmektedir. İlk ortaya çıktığı üç ya da beş yaşlarında çocuğun çevresindekileri
taklit etmeye çalışmasının bir sonucu olarak öğrenme ile ilgilidir. Bir
göz iltihabından sonra ya da bir üst solunum yolu hastalığından sonra kalan
rahatsızlık hissi de böyle bir davranışı başlatabilmektedir. Bu yaşlarda
ortaya çıkan, hatta ilkokul döneminde görülen tikler kendiliğinden geçebilmekte,
çocuğun karşılaştığı stres durumlarında yeniden başlamaktadır.
Böylesi durumlarda tiklerin yerleşmesinde
anne baba ya da öğretmen gibi çocukların iletişimde olduğu kişilerin rolü
önemlidir. Yetişkinler çocukta ortaya çıkan bu davranışlar nedeniyle kaygılanmakta
ve çocuğun bu tür davranışlarını görebilmek için tüm davranışlarına dikkat
etmeye başlamaktadırlar. Hatta sürekli uyararak çocuktan bu davranışlarını
kontrol etmesini istemektedirler. Bu ise şu iki şekilde etkili olarak çocukta
tiklerin yerleşmesine neden olacaktır. Birincisi çocuğa anne babanın kaygısı
bulaşacak, çocuk bu davranışlarını kontrol etmeye çalışacak, sonuçta çocukta
ortaya çıkan gerginlik ise tikleri doğuracaktır. İkinci durum ise yine
gergin, çocuğuna ayıracak zamanı kısıtlı olan ve bu kısa süre içinde onun
davranışlarını değiştirmeye çalışan anne babaların tutumudur. Burada çocuk
anne babanın azalan ilgisini bu belirti ile üzerinde tutmaya çalışır. Çünkü
anne baba bu davranışları sergilediğinde ona zaman ayırmakta ve ilgilenmektedirler.
Bu yüzden tik sorunu ile bize başvuran anne baba ve çocuğun tedavisinde
öncelikle eğitimsel ve destekleyici yaklaşımlar ve gerektiğinde ilaç tedavisi
önermekteyiz. Bu tedavi şekli ailenin ilişkilerini ve beklentilerini düzenlemede
olumlu etkiye sahiptir.
Özellikle aile ve çevresi çocuk ve
ergendeki bu davranışları istemli ve kendilerini kızdırmak amacıyla yaptığı
şeklinde yanlış olarak değerlendirmektedirler. Bu nedenle tikleri söndürme
ve yok etmede aile ve öğretmen ile yapılan işbirliği büyük ölçüde yarar
sağlar. Öğretmenin bilgilendirilmesiyle sınıfta çocuk için daha olumlu
ve destekleyici bir çevre sağlanabilir. Tersine çocuğun tikleri nedeniyle
sürekli azarlanması ciddi zararlar verebilir. Çocuk otorite figürlerine
olumsuz tavırlar geliştirebilir. Okula devam etmek istemeyebilir. Öğretmenin
tik davranışlarına olumlu yaklaşması çok önemlidir.
Anne baba çocuğun karşısında yer alarak,
sürekli onu davranışları ile eleştirmek yerine çocuğu anlamalıdır. Bu davranışlarının
onun elinde olmadan ortaya çıktığını belirterek gerginliğini azaltmalı,
çocuğa kaygısı bulaştırmamalıdır. Eğer çocuk tikleri ev dışı ortamlarda
sergilemiyor, belirli durumlarda gösteriyorsa; tiklerin ortaya çıktığı
durumların değerlendirilmesi gerekecektir. Bu durumlar gerginliğin arttığı,
çocuğu huzursuz eden ya da yoğun ilginin gösterildiği durumlar mıdır? Ancak
son durumda ilgi çekmek amacıyla yapıldığı düşünülerek çocuğa tümüyle kayıtsız
kalmamak gerekmektedir. Burada da anne babanın birlikte geçirilecek kaliteli
bir zaman ayırması tik belirtilerini söndürecektir.
Burada sayılan olumlu tutumlar tiklerin
hemen tamamının yerleşmeden sönmesini ve bitmesini sağlayabilecektir. Tiklerin
bir kısmı ise burada belirtilen olumsuz tutumlar ile ya da çocuk ve ergenin
önerilen söndürme çabalarına karşın yerleşmekte ve uzun süre devam etmektedir.
Çocuğu ve çevresini rahatsız eden tikler zaman zaman yeniden ortaya çıkıyor
ve bu süre bir yılı aşıyorsa ilaç tedavilerinin bu çabaya eklenmesi önerilmektedir.
Anne baba ve öğretmenler çocuklarda
ortaya çıkan tik bozukluklarında başlangıçta ya da burada önerilen çabalarının
fayda etmediği durumlarda bir Çocuk ve Ergen Psikiyatri uzmanına başvurarak
gerekli beceri ve desteği alabileceklerdir.
|